Sahne2 DIŞ-GÜN-BAHÇE
Önündeki dizüstü bilgisayarını kapatır. Ceketinin cebinden eskiz defterini çıkartır. Boş sayfa bulana kadar hızlıca çizili sayfaları çevirir. Bulduğunda durup, defteri masanın üzerine bırakır. Gömleğinin ön cebinden dolma kalemini alıp çizmeye başlar. Çizgileri çoğalınca, kendi kendine konuşmaya başlar.
“İnanmak istenmeyen bir olguyu, inandırmaya çalışandan nefret etme derecesine gelirim çoğu zaman ama bu sefer ispatlarıyla inandırıldım talebinize. Zaman öncesinde istek üzerine yazdığım yazımı, yine aynı yazıda sözünü ettiğim arkadaşım yayınlamış bulunmuş fakat bana söylediği gibi kendi bloğunda değil, yazıya tezat giderek adıma açtığı blogta.”
Çizmeyi bırakır. Kalemi olan elini kaldırıp sallamaya başlar.
“Telaşla arayıp, ‘artık yazarsın’ dedi. Anlamsız şekilde ‘ne yazayım?’ diye cevap verirken benim bahsettiğini anlamamamı fark etmemiş şekilde ‘artık sende blog yazarısın diyorum’ diyerek devam etti. Şimdi önceki anlamadığımı anladığını sanıp şimdi anladığımı belli etmek için iç nidaları ve dış uzayan sesim ile ‘heee…’ yi bastıktan sonra ciddi halimle ‘hadi ya bir yazıyla yazar olunuyormuş öyle mi? Demek o aşamaya geldi.’ Dememle olayı cıvıtarak ‘büyütme olum bu kadar olayı gazete yazmıyorsun nette yazıyorsun’”
Çizmeye devam eder. Kalem hareketleri yakın çekimde izlenir. Sesi yakından duyulmaktadır.
“…deyince hali net olarak algıladım. ‘iyi, peki hayırlı olsun o zaman’ diye karşılık verdim. Durumdan tatmin değildim. ‘sen şimdi nete gir bak ziyaretçi sayılarına, atılan yorum maillerine’ diye sürdürürken ben yatıp uyumayı düşündüğümden başımdan savdım. –kusura bakma *- ‘peki yarın bakarım sen mail at şifreleri’ diyerek selamlaşıp kapattık. Ama ben aklımda kapatamadım hemen kitabı bırakıp başucumdaki dizüstü bilgisayarımı açtım, Şarjının bitme uyarısına aldırmadan görmek istiyordum ki gördüm. Artık inanan bir şaşkındım.”
Profilden görürüz. Çizmeye devam etmektedir. Gülümseme hep yüzündedir.
“Ertesi gün resmi tatili fırsat bilerek tekrar girip baktım. Düne göre artış yoktu ama yinede ilgi çekici ziyaretçi sayıları gözüküyordu. Tek sayfalık bir yazı paylaşımlar sayesinde sözlükler ve ‘sosyal’ sanal paylaşım sitelerinden tıklanıyordu. 15mail ise yazıyı beğendiği ve benim kim olduğumu merak eden sorular yönündeydi ki bunu açıklama duymuyorum. Öyle gizemli olayım havaları değil bu yazılarımı ilerletmeyeceğim içindir. Bu fikrime saygı duyarsanız sevinirim.”
Sıkıldığı anlaşılır. Kalemi bırakıp eskiz defterini çevirip bakar. Ağzını beğeni ifadesiyle süsleyerek kalemi alıp, aldığı cebine özenle koyar. Defterinin kapağını kapatıp dizüstü bilgisayarın üzerine koyar ve konuşmasını sürdürmeye devam ederken, kalkar.
“Beğeni ve ilginiz için teşekkür ederim ama ben blog yazmayı düşünmüyorum. Zaten böyle resmi tatillerde olmasa yazmaya vakit kalacağını sanmıyorum.”
Yürümeye başlar. Adımlarının ezdiği çimler yakın çekim görülür. 2 adım atar ve şimdi arkadan sol omzunun üzerinden ağaç tepesinden görürüz.
“Arkadaşımda bunu duyunca ‘bari twitter da yaz’ sözüyle kandırıp hesap açtı. Cümlelerimi sayılı harflere sığdırmayı beceremem.”
Ağaç tepesinden izlenim devam eder. Senarist Beyinli hamağı düzeltir ve dikkatli bir şekilde uzanır. Yüzündeki gülümsemeyle gamzeleri görünür.
“Denemeye çalışacağım. Şimdi lütfen sallar mısın?”
El uzanıp sallamaya başlar. Görüntü uzaklaşır ağaç tepesinden öteye kararmaya başlar.
twitter hesabı için senaristbeyinli
giriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
giriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20100908
20100907
Açılış
Sahne1 İÇ-GECE-TOPLANTI SALONU
Rabarba duyulur. Kapı açılır ve homurtuyla içeriye girer. Yavaş adımlarla masaya gider. Sandalyesini çekip oturur ve düzeltir. Dirseklerini masaya dayayarak boş salona konuşmasına başlar.
“İlk görüşteki o samimiyetini hissetmek istediğim insanlar ile sohbete başlama derdi gibi burada sohbete başlamak isterim. Sohbet diyorum çünkü, ‘benim için düşünce alışverişi en büyük sohbet ediliştir’ gibi klasik şeyleri söylemeden, bu tür alışveriş şekillerini ‘sohbet’ sıcaklığı kıvamına indirgeme isteğimdendir.”
“İlk görüşteki o samimiyetini hissetmek istediğim insanlar ile sohbete başlama derdi gibi burada sohbete başlamak isterim. Sohbet diyorum çünkü, ‘benim için düşünce alışverişi en büyük sohbet ediliştir’ gibi klasik şeyleri söylemeden, bu tür alışveriş şekillerini ‘sohbet’ sıcaklığı kıvamına indirgeme isteğimdendir.”
Arkasına yaslanır. Bir kolunu uzatmış şekilde masada tutmaya çalışırken diğer kolu aşşağıya salınmıştır.
“Şimdiye kadar hep duyulan ‘Türkiye okumuyor.’ Kalıbı ve ‘kişi başına…’ değil ‘kitap başına düşen kişi sayısı…’ tarzında tespitler ile cahil kalan, çoğunluk Türkiye’nin, bir kısmı internet başında vaktini harcayarak geçirdiği de gerçekler arasındaydı ki bu gerçekte emeği geçenlerden biride bendim. Zamanı ‘kimilerine göre’ harcıyorduk.”
Masaya yüklenir. Ağırlığını, dayadığı kollarına vermektedir. Ellerini birleştirerek konuşmasına devam eder.
“Artık, -artık diyorum ki aslında daha öncelerinin olmuşluğu pek yansıtılamayıp parlatılmadı- internet yazarları ve internet gazeteciliği gelişti. İnternet başında olup ta ^zamanı harcayan^ kişilerin yüzde net veremeyeceğim sayıda ki kısmı bu tür yazı ve haberlere ilgisini kaydırdı. Bu iyi mi oldu bence gayet güzel oldu; Çünkü birçok yazar vardı. Bu her yazarın yazı çeşitliliği ve konusu vardı ve bu konuların kitlesi vardı. Yani artık herkes tercih ettiği kitap ve yazarları gibi, güncel haberleri, durumları ve gözlemleri sevdiği tarzdaki blog yazarını veyahut internet köşe yazarlarını takip ederek, en önemlisi de bunları severek haberdar olacaktı.”
Sesini yükseltir.
“Gel gör ki son zamanların sonlarında da bir blog yazarlığı havası almış başını gidiyor. Bu hava güzel değil mi? Güzel tabi ki fakat bu akımdan etkilenen herkesin blog yazarı olma hevesi, artık bıtkınlık aşamasına getirmektedir.
Bu akımın büyük tetikçisi ise twitter gibi mikroblog sitesinde bloggerların fazla rağbet görüp, bu rağbete karşılık zeki bir atılımcının fikriyle yazarların, ‘dizüstü edebiyat’ adı altında kitapların çıkmasıdır.
Bu durumun kötülenecek tarafı olmamasına karşın, okuyucuların yeni heveslerle yazar olma isteğinin abartılması, yakında bu akımın çürümesine yada farklı arayışlara girişilmesi sonucu takip edilesi bir şey halinden çıkması da olasıdır.”
“Gel gör ki son zamanların sonlarında da bir blog yazarlığı havası almış başını gidiyor. Bu hava güzel değil mi? Güzel tabi ki fakat bu akımdan etkilenen herkesin blog yazarı olma hevesi, artık bıtkınlık aşamasına getirmektedir.
Bu akımın büyük tetikçisi ise twitter gibi mikroblog sitesinde bloggerların fazla rağbet görüp, bu rağbete karşılık zeki bir atılımcının fikriyle yazarların, ‘dizüstü edebiyat’ adı altında kitapların çıkmasıdır.
Bu durumun kötülenecek tarafı olmamasına karşın, okuyucuların yeni heveslerle yazar olma isteğinin abartılması, yakında bu akımın çürümesine yada farklı arayışlara girişilmesi sonucu takip edilesi bir şey halinden çıkması da olasıdır.”
Gülümser. Başını kaldırarak konuşmaya devam eder.
“Şimdi sen bana ‘peki sen ne yapıyorsun ***** ?’ diye sorarsın ki haklısın bu sorunun, dillenip bana karşı sorulmasında. Ben başka bir ‘popüler blogcu’ dediğiniz arkadaşımın ısrarı ve isteği üzerine, verdiğim sözün arkasında durarak yazıyorum.”
Sandalyenin yere sürtünmesinden çıkan ses eşliğinde ayağa kalkar. Kapıya doğru dönüp aynı yavaş adımlarıyla ilerlemeye başlar. Kalın yankılanan sesiyle konuşur.
“Hem, ben zaten yazıyorum. Saygılarımla…”
“Hem, ben zaten yazıyorum. Saygılarımla…”
Salonun dışına çıkar ve kapıyı kapatmadan gider.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)