20100908

Kapanış

Sahne2 DIŞ-GÜN-BAHÇE


Önündeki dizüstü bilgisayarını kapatır. Ceketinin cebinden eskiz defterini çıkartır. Boş sayfa bulana kadar hızlıca çizili sayfaları çevirir. Bulduğunda durup, defteri masanın üzerine bırakır. Gömleğinin ön cebinden dolma kalemini alıp çizmeye başlar. Çizgileri çoğalınca, kendi kendine konuşmaya başlar.


“İnanmak istenmeyen bir olguyu, inandırmaya çalışandan nefret etme derecesine gelirim çoğu zaman ama bu sefer ispatlarıyla inandırıldım talebinize. Zaman öncesinde istek üzerine yazdığım yazımı, yine aynı yazıda sözünü ettiğim arkadaşım yayınlamış bulunmuş fakat bana söylediği gibi kendi bloğunda değil, yazıya tezat giderek adıma açtığı blogta.”


Çizmeyi bırakır. Kalemi olan elini kaldırıp sallamaya başlar.


“Telaşla arayıp, ‘artık yazarsın’ dedi. Anlamsız şekilde ‘ne yazayım?’ diye cevap verirken benim bahsettiğini anlamamamı fark etmemiş şekilde ‘artık sende blog yazarısın diyorum’ diyerek devam etti. Şimdi önceki anlamadığımı anladığını sanıp şimdi anladığımı belli etmek için iç nidaları ve dış uzayan sesim ile ‘heee…’ yi bastıktan sonra ciddi halimle ‘hadi ya bir yazıyla yazar olunuyormuş öyle mi? Demek o aşamaya geldi.’ Dememle olayı cıvıtarak ‘büyütme olum bu kadar olayı gazete yazmıyorsun nette yazıyorsun’”


Çizmeye devam eder. Kalem hareketleri yakın çekimde izlenir. Sesi yakından duyulmaktadır.


“…deyince hali net olarak algıladım. ‘iyi, peki hayırlı olsun o zaman’ diye karşılık verdim. Durumdan tatmin değildim. ‘sen şimdi nete gir bak ziyaretçi sayılarına, atılan yorum maillerine’ diye sürdürürken ben yatıp uyumayı düşündüğümden başımdan savdım. –kusura bakma *-  ‘peki yarın bakarım sen mail at şifreleri’ diyerek selamlaşıp kapattık. Ama ben aklımda kapatamadım hemen kitabı bırakıp başucumdaki dizüstü bilgisayarımı açtım, Şarjının bitme uyarısına aldırmadan görmek istiyordum ki gördüm. Artık inanan bir şaşkındım.”


Profilden görürüz. Çizmeye devam etmektedir. Gülümseme hep yüzündedir.


“Ertesi gün resmi tatili fırsat bilerek tekrar girip baktım. Düne göre artış yoktu ama yinede ilgi çekici ziyaretçi sayıları gözüküyordu. Tek sayfalık bir yazı paylaşımlar sayesinde sözlükler ve ‘sosyal’ sanal paylaşım sitelerinden tıklanıyordu. 15mail ise yazıyı beğendiği ve benim kim olduğumu merak eden sorular yönündeydi ki bunu açıklama duymuyorum. Öyle gizemli olayım havaları değil bu yazılarımı ilerletmeyeceğim içindir. Bu fikrime saygı duyarsanız sevinirim.”


Sıkıldığı anlaşılır. Kalemi bırakıp eskiz defterini çevirip bakar. Ağzını beğeni ifadesiyle süsleyerek kalemi alıp, aldığı cebine özenle koyar. Defterinin kapağını kapatıp dizüstü bilgisayarın üzerine koyar ve konuşmasını sürdürmeye devam ederken, kalkar.


“Beğeni ve ilginiz için teşekkür ederim ama ben blog yazmayı düşünmüyorum. Zaten böyle resmi tatillerde olmasa yazmaya vakit kalacağını sanmıyorum.”  


Yürümeye başlar. Adımlarının ezdiği çimler yakın çekim görülür. 2 adım atar ve şimdi arkadan sol omzunun üzerinden ağaç tepesinden görürüz.


“Arkadaşımda bunu duyunca ‘bari twitter da yaz’ sözüyle kandırıp hesap açtı. Cümlelerimi sayılı harflere sığdırmayı beceremem.”


Ağaç tepesinden izlenim devam eder. Senarist Beyinli hamağı düzeltir ve dikkatli bir şekilde uzanır. Yüzündeki gülümsemeyle gamzeleri görünür.


“Denemeye çalışacağım. Şimdi lütfen sallar mısın?”


El uzanıp sallamaya başlar. Görüntü uzaklaşır ağaç tepesinden öteye kararmaya başlar.


twitter hesabı için senaristbeyinli